17 Aralık 2012 Pazartesi

ZAMAN… DOĞMAK… YAŞAMAK…


ZAMAN… DOĞMAK… YAŞAMAK…
Zaman…………bitmeyen bir dönencedir.
Doğmak……….var olmanın gerçekleşmesidir.
Yaşamak………var olan bedenle zamanda koşmaktır.
Yalnızlık……….zamanı en zor biçimde yaşama karanlığıdır.
Beraberlik…….yalnızlık karanlığına doğan aydınlıktır.
Sevgi…………..bedenin doğal duygu çiçekleridir.
Sevda………….tüm sevgilerin, bedensel tutku zirvesidir.
Sevgili…………sevda tutkusunun sahibi yaren ´dir.
Sevişmek……..yaren ile mutluluk yumağını örmektir.
Aşk…………….YARADAN´ı çözebilme sanatıdır!
Mutluluk………bedenin ulaştığı doyum nefesidir.
Gülmek……….bedenin yaşamda ki mutluluk fotoğrafıdır.
Ağlamak………mutluluk fotoğrafının yırtılışıdır.
Hasret………..bir kurak, arayış, özleyiş rüzgarıdır.
Ayrılık………..sevgilileri ayıran sürgün fırtınasıdır.
Yoksulluk…….mutsuzluk doğuran cadı kazanı´dır.
Cehennem……mutlulukların olmadığı mutsuzluk ülkesi.
Cennet………..mutsuzlukların olmadığı mutluluk ülkesi.
Ölüm…………..seyredilen filmin bitiminde ki ´ SON ´ yazısıdır

ÇOCUĞUM SÖZ DİNLEMİYOR


ÇOCUĞUM SÖZ DİNLEMİYOR
Çocuklara söz geçirememe anne-babaların en sık şikâyet ettikleri konuların başında gelir. Söz geçirme adına bağıran, emir veren, boş tehditlerde bulunan ebeveynler istediklerine de ulaşamaz.
Pedagog Ali Çankırılı, 3- 4 yaşa mola, 5-12 yaş çocuklara ise seçenek sunma sistemini öneriyor.
Birçok evde çocuklar hükümdarlığını ilan etmiş durumda. Anne-babayı parmağında oynatıyor, her şey onların istediği gibi oluyor.
Anne-baba ise çocuklarına söz geçiremediklerinden yakınıyor. Oysaki çocuklar üzerinde otorite kurmak o kadar da zor değil.
Birkaç yöntemle sözünüzü dinletebilirsiniz. 3- 4 yaş arası çocuklara ‘mola’, 5- 12 yaşındakilere ise ‘seçenek sunma’ sistemini uygulayın.
Pedagog Ali Çankırılı, ebeveynlerin söz dinletebilmek adına yaptığı en büyük yanlışın çocuğun her istediğini yerine getirme ve davranışlarına sınır koymama olduğunu söylüyor.
“Biz fakirlik ve baskı altında büyüdük, çocuklarımız maddî sıkıntı çekmesin, baskı altında büyümesin.” diyen ebeveynlerin çocuklarının her isteğini yerine getirdiğini ifade ediyor.
Bu şekilde çocuğun mutlu olacağına ve bağımsız bir kişilik kazanacağına inanıldığını belirten Çankırılı, aksine çocuğun doyumsuz, şımarık, saygısız, sabırsız, şükürsüz, tembel, kural ve sınır tanımayan bir kişiye dönüşeceğini aktarıyor.
Sınırların yol gösterici trafik levhaları gibi olduğunu söyleyen Çankırılı, “Arabanızla kalabalık bir şehrin sokaklarında seyahat ettiğinizi, daha önce hiç gitmediğiniz bir adresi bulmaya çalıştığınızı, ancak kavşaklarda ve dönemeçlerde hiç levha bulunmadığını düşünün.
Aradığınız adresi bulmak için kim bilir kaç kez yanlış yola girer, kaç kez kaza atlatırsınız. Doğru ve kabul edilebilir davranışları öğrenmeye çalışan çocuklar için de durum aynıdır.
Koyduğunuz sınırlar yol gösteren levhalar gibidir.” diyor. Çankırılı, sınırların sanıldığı gibi, çocukların haklarını kısıtlamak, onlara baskı uygulamak olmadığını aktararak, “Sınırlar, çocuklara korundukları, güvende oldukları ve değer verildikleri duygusu kazandırır.
Aile içi kurallara uymalarını, işbirliği yapmalarını, otoriteye saygı duymalarını sağlar, sorumluluk kazandırır.” şeklinde konuşuyor.
Çocuk oyuna daldığında iş buyurmayın:
Anne- baba, çocuğa sözünü geçirebilmek için oyun anına çok dikkat etmeli. Oyunun, çocuğun en ciddi işi olduğunu belirten Çankırılı, “Çocuk oyuna dalmışken ona iş buyurmak, söz dinletmenin çok zor olduğu bir andır.” diye konuşuyor.
Çankırılı bu durumu şöyle örneklendiriyor: Anne sokakta arkadaşlarıyla maç yapan 10 yaşındaki oğluna evin balkonundan bağırıyor: “Hasan, çabuk bakkaldan iki ekmek al da gel!” Hasan’ın çok önemli bir işi var, senin iki ekmeğin kaç para eder?
Hasan annesini duymamış gibi yapar, oyununa devam eder. Anne kızar, sesini yükselterek tekrar bağırır: “Hasan, sana söylüyorum, bakkaldan iki ekmek al da gel!” Hasan yine sağır dinleme yapar.
Sözünü dinletemeyen anne tehdit yoluna başvurur: “Hasan, çabuk bakkaldan iki ekmek al da gel! Yoksa aşağı inersem gebertirim!” Hasan, bunların boş tehditler olduğunu bilir.
http://www.kentedair.com/2012/12/17/cocugum-soz-dinlemiyor/ devamı için tıklayınız...

10 Aralık 2012 Pazartesi

HAFIZANIZI GÜÇLENDİREDECEK 10 EGZERSİZ


HAFIZANIZI GÜÇLENDİREDECEK 10 EGZERSİZ
1- Ters el alıştırması
Sağ eliniz yerine biraz da sol elinizi kullanmaya başlayın. Saçlarınızı sol elinizle tarayın, kalemi ters elinizle tutun gibi… Sonuç olarak, rutin alışkanlıklarınızı kırar ve beyninizin kullanmadığınız diğer yarısını da harekete geçirmiş olursunuz
2- Çocuk oyunu alıştırması
İşe veya alışverişe giderken, tıpkı bir çocuk gibi merak içinde bütün duyularınızı harekete geçirin. Bakın, dokunun, dinleyin, koklayın. Bu ş
ekilde çok ender yaptığınız bağlantıları canlandırır, beyninizin kapasitesini artırırsınız. Duyu organlarınızın ne kadar fazlasını kullanırsanız, hafızanız her zaman canlı kalır.
3- Harf alıştırması
Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Mesela, çift ‘t’ ve ‘m’lerin üzerini işaretleyin. Böylelikle konsantrasyonunuzun ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Bu, zihnin canlanmasını artırır.
4- Polisiye alıştırması
“Dün akşam şu saatte ne yaptım, neredeydim, iki saat önce ne yaptım?” gibi, genellikle polisiye romanlarında sorulan soruları kendinize yöneltin. Ve tabii cevaplayın. Bu alıştırma sonucunda yaptıklarınıza karşı dikkatinizi geliştirebilirsiniz.
5- Yürüyüş alıştırması
Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde hareket edin. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle, sonra sol elinizle dizinize dokunun. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını kullanmış olursunuz.
6- Ressam alıştırması
Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu çizim hareketleri, yorgun zihninizi hemen canlandırır. Aynı zamanda beyni bloke eden stresi etkili biçimde yok eder.
7- Ajan alıştırması
Bu alıştırmayı daha çok sokakta yapacaksınız. Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakadaki harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece hem kelime hazinenizi geliştirir hem de beyninizi canlandırırsınız.
8- Resim alıştırması
Bu alıştırmayla alışveriş listelerini çok kolay ezberleyebilir, hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Bunun için kalem kağıt alın ve kağıdın üzerine mum, kaktüs, yonca gibi semboller çizin. Her resim bir sayıyı sembolize ediyor. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. Bu alıştırmayla, zihninizde listeler oluşturmayı kolay başarırsınız.
9- Otobiyografi alıştırması
Düşünün ki, hayat hikayenizi tekrar yazmanız gerekiyor. Burada işe, gittiğiniz ilkokuldan başlayabilirsiniz. Bunun için en yakın arkadaşınızı, tipini, sınıfınızın düzenini hatırlamanız gerekiyor. Bu alıştırmayla, kişilerle ilgili hafızanızı harekete geçirirsiniz.
10- Hipnoz alıştırması
Özellikle stresli anlarınızda olumlu kelimelerden destek almaya bakın. Bunlarla olumsuz düşüncelerinizi yok edersiniz. Mesela, “Benim için gerekli olan her şeyi biliyorum ve çok sakinim” cümlesini tekrarlayabilirsiniz.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?


BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
Hapşırdığınız zaman kalbiniz de dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur.
İnsan saçı 3 kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206′ya düşüyor.
Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir.
Filler zıplayamayan tek memelilerdir.
Zürafaların ses telleri yoktur.
Zürafalar 35 cm uzunluğunda siyah bir dile sahiptirler.
Kangurular geri geri yürüyemezler.
Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.
İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. (Sakın denemeyin, gözleriniz yuvarlarından çıkar.)
Hapşırırken burnu ya da ağzı kapamak, Felce neden oluyor.
Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.

4 Aralık 2012 Salı

BAŞ AĞRISI


BAŞ AĞRISI
Sebebi ister tansiyon, ister ayın belirli döneminde olmanız, ister stres olsun baş ağrısı motivasyonu düşüren, enerjinizi tüketen bir sorundur.
Sıklıkla tüketeceğiniz bazı besinler baş ağrısı ile savaşmakta çok yardımcı. Elbetteki baş ağrınızın nedenini bir uzman tarafından teşhis ettirip, bir de bu besinleri deneyebilirsiniz.
SU
Susuzluk baş ağrısının en sık görülen nedenlerinden biri. Günde 2 litre su tüketmek orta düzeyde bedensel harekete sahip yetişkin biri için yeterlidir. Eğer spor yapıyorsanız özellikle egzersiz sonrası kaybettiğiniz sıvıyı mutlaka yerine koymanız gerekir.
TAHIL
Günlük tüketilmesi gereken besinler listesinde de yer alan tahıl magnezyum açısından zengin bir gıda. Özellikle adet dönemindeki baş ağrılarına oldukça iyi gelen tahılı tüketmek yararlı olacaktır. Diğer magnezyum zengini besinler ise; deniz ürünleri, fındık, çekirdek,avokado ve yeşil yapraklılar.
SOMON
Aroması bol, yağlı bir balık olarak bilinen somon diğer balıklara nazaran omega-3 zenginliği ile de anılmakta. İçerdiği yararlı yağlar sayesinde baş ağrısı ile savaşmaktaçok başarılı. Somonu öğlen yemeğinize eklemeniz hem yemeğinizer tat katacak hem de baş ağrınıza iyi gelecek. Omega-3 açısından zengin bir diğer şeyin keten tohumu olduğunu hatırlayalım.
ZEYTİN YAĞI
Antioksidan özelliğe sahip olan zeytin yağı aynı zamanda E vitamini içermekte. Metabolizmada sirkülasyon sağlayan ve hormonlardaki dengeye katkı sağlayan zeytin yağ hemen hemen her öğünde tüketilmeli. E vitamini içeren diğer besinler ise; fıstıklar, fıstık ezmeleri ve kabuklu yemişler.
ZENCEFİL
Zencefil sadece miğde bulantısına iyi gelmez. Zencefil baş ağrısı savaşçılarının en güçlülerindendir; çünkü anti-inflamatuar özelliğe sahip. Baş ağrısı çektiğinizde veya kronik baş ağrınız varsa bir bardak zencefilli bitki çayı içmek çok şey değiştirebilir.

SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK DEYİMİNİN HİKAYESİ

SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK DEYİMİNİN HİKAYESİ

Vaktiyle bir ova köyünde, köylüler tarlalarını sulamak için ırmağın suyunu nöbetleşe kull­ anmak üzere anlaşmışlar. Irmak boyunda bulunan tarlalar, açılan kanallar vasıtasıyla sıra ile sulanıyor, herkes ziraatiyle meşgul oluyormuş. Köyün açıkgözlerinden birisi, daha fazla su alabilmek için tarlasında derin ama ince bir kanal kazıp ırmaktan su çalmayı 

aklına koymuş. Kanalı gizleme maksadıyla da üzerini çalı çırpı ve taşlarla örtüp araziye uydurmuş. En üste de saman yığınları koymuş ki kimse kanaldan şüphe etmesin.

Bir müddet sonra, ırmağın daha aşağılarındaki tarlalara giden suyun azalması üzerine köylüler, durumu araştırmaya karar vermişler. Ne çare ki arayıp taramaları sonuçsuz kalmış. Daha yukarılarda çok akan suyun, belirli bir noktadan sonra birdenbire azalmas­ ına bir türlü anlam verememişler. Nihayet tarlaları dolaşıp bakmaya başlamışlar. Kaçak su alan köylünün tarlasına geldiklerinde, bostan havuzunun daima su ile dolu durduğu dikk­ atlerini çekmiş. Üstelik, havuzun üzerinde saman kırıntıları yüzmekteymiş. Bu suya bu samanlar nereden geliyor diye araştırınca, saman yığınlarına ulaşmışlar ve hileyi anlayıp samanları eşeleyince kanalı bulmuşlar. Bunun üzerine, köyün ihtiyar heyeti toplanmış ve köylüyü falakaya yatırmışlar.

Değneği vururken diyorlarmış ki:

— Saman altından su yürütürsün ha! Al bakalım hak ettiğin cezayı!..